aliye ebrger, sanat, kadın

Dışavurumcu Bir Gravürcü: Aliye Berger

Bu dünyadan Adalı bir sanatçı geçti; hem de nasıl geçti. Ünlü yazarımız Halikarnas Balıkçısı ile bir diğer başarılı ressamımız Fahrelnisa Zeid’in kardeşi, ilk Türk kadın seramik sanatçımız Füreya Korel, tiyatrocu Şirin Devrim ve ressam Nejat Devrim’in ise teyzeleri… Evet komple sanatçı bir ailenin en dışavurumcu bireyinden bahsediyoruz; Aliye Berger.

aliye berger, kadın, sanat
Fotoğraf © Sedat Pekay

Kaderinde Erken Ölüm Olan Bir Aile

Aliye Berger hayatına geçmeden önce Osmanlı’da Şakir Paşa Ailesiolarak anılan bu köklü aileye biraz yakından bakalım. Aliye hanımın babası; II. Abdülhamit saltanatında 4 Eylül 1891–9 Haziran 1895 tarihleri arasında sadrazamlık yapan Ahmet Cevad Paşa’nın kardeşi, Osmanlı tarihçisi ve devlet adamı Kabaağaçlızade Mehmed Şakir Paşa’dır. Şakir Paşa henüz altı yaşındayken babası ve annesini kaybedince kimsesiz kalır ve kardeşi Ahmet Cevad Paşa ile birlikte askeri okula gönderilir.

Her iki kardeş de oldukça başarılı bir eğitim hayatı gösterirler ve çeşitli ülkelerde diplomatlık görevlerine gönderilirler. Şakir Paşa 1890 yılında Girit valisi görevindeyken Halikarnas Balıkçısı olarak tanıdığımız oğlu Cevat Şakir Kabaağaçlıdünyaya gelir. Aynı yıllarda Ahmet Cevad Paşa ise sadrazamlık görevine getirilmiştir. Fakat 1894 yılında Ermeni sorunları ile uğraşan Cevad Paşa kendi kararlarını kabul ettirmedeki ısrarları neticesinde sadrazamlık görevinden azledilince kardeşi Şakir Paşa da Girit’teki görevinden istifa eder ve ülkeye geri döner. 1914 yılında maddi sıkıntılar baş gösterince Mehmed Şakir Paşa Afyon’daki Kabaağaçlı çiftliğine döner. Çiftlikte yaşanan bir tartışma sırasında Aliye Hanım’ın da üvey abisi olan Halikarnas Balıkçısı’nın tabancasından çıkan bir kurşun babasına isabet eder ve Şakir Paşa oracıkta can verir. Cevat Şakir Kabaağaçlı ise on dört yıl kürek mahkumluğu cezasına çarptırılır. Bu sırada Aliye Hanım henüz 11 yaşındadır.

aliye berger, sanat, kadın
“İnsan İnsanı Çekermiş” fotoğraf sergisinden: Ersin Alok, Aliye Berger, 1968

Eğitim Hayatı

Aliye hanım ailesinden uzakta Notre Dame de Sion Fransız Lisesi’nde eğitim görür. Mehmed Şakir Paşa’nın ölümünün ardından eşi Giritli Sare İsmet hanım özellikle kızları Aliye ve Fahrelnisa’nın iyi bir eğitim alması için onlarla yakından ilgilenir. Bu yıllarda Aliye Hanım resim ve piyano dersleri almaktadır. Macaristan’daki halk ayaklanmasına katılan ünlü Macar keman virtüözü Karl Berger’in İstanbul’a sığınması ise Aliye hanımın hayatını derinden etkileyecek bir aşkın doğmasını sağlar. 1924 yılında Karl Berger’den keman dersleri almaya başlayan sanatçı, hocasına aşık olmuştur. Çapkın bir adamdır Karl Berger, İstanbul’un çeşitli semtlerinde sevgilileri olduğu bilinir; fakat hiçbiriyle ciddi bir ilişki yaşamamıştır. Aliye Hanım’ın ablaları, Hakkiye hanım ve Ayşe hanım, kardeşlerinin Karl Berger ile ilişkisini sezerek, onu uyarırlar ama genç Aliye bu uyarıları, “Berger benimle evlenecek!” diyerek cevaplar. Kısa süre içerisinde ablalarının uyarılarında haklı olduklarını görecektir genç sanatçı.

Aldığı duyumlar karşısında çılgına dönen sanatçı bir de Karl Berger’in kendisinde müzik yeteneği olmadığını söyleyerek dersleri sonlandırması üzerine bunu aşkına karşılık bulamadığı yönünde değerlendirerek kıskançlık krizine girer. Bir gece silahını alır ve Karl Berger’in evine dayanır. Kapıyı virtüözün hizmetlisi açar, Aliye hanım silahını ateşler ve hizmetli yaralanır. Aliye hanım, otuz beş gün hapis cezasına çarptırılır. Doktor raporlarına göre, bu suç asabiyetle işlenmiş ve suçlu da tanınmış bir aileye mensup olduğundan cezanın ertelenmesine karar verilir. Bu olaydan etkilenen Karl Berger ile Aliye hanım arasında 23 yıl sürecek bir beraberlik başlar.

aliye berger, kadın, sanatçı

Ailenin Kaderi

Aşkla geçen 23 yılın sonunda çift evlenme kararı alır ve hayatlarını birleştirir. Ne var ki ailenin ölüm kaderi yine baş gösterecek, evlilikten altı ay sonra Karl Berger Büyükada’da geçirdiği kalp krizi sonucunda hayata gözlerini yumacaktır. Bu ölüm sanatçıyı derinden etkiler. O günlere kadar resimle birkaç kez ilgilenmek istese de tam olarak çalışmalarına başlamamıştır Aliye Berger. Eşinin ölümünün ardından İstanbul’da daha fazla duramaz ve 1947 yılında Londra’ya giderek John Buckland Wright’in atölyesinde heykel ve gravür çalışır. 1951 yılında ise Türkiye’ye tamı tamına 150 gravür çalışması ile döner ve 45 yaşında ilk kişisel sergisini açar.

Bir Güneş Doğuyor

Fakat Aliye Berger’e esas ününü, “Güneşin Doğuşu” adlı yağlı boya tablosuyla Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği’nin (AICA) 1954’te İstanbul’da toplanan kongresi nedeniyle Yapı Kredi Bankası’nın düzenlediği “İş ve İstihsal” konulu yarışmada birincilik ödülü alması getirecektir. Bu ödülün ardından ülkedeki tüm gazeteler Aliye Hanım’ı konu eden yazılar yayınlamaya başlar.

aliye berger, kadın, sanatçı
Aliye Berger — Güneşin Doğuşu

Aliye Berger desen ve yağlıboya resimler yaptıysa da çoğunlukla oyma baskı tekniğinde, siyah-beyazın ara tonlarında yapıtlar verir. Zımpara kağıdı, kasap kağıdı ve tülbenti malzeme olarak kullanan sanatçı günlük yaşamın kalıplarını, İstanbul’un çeşitli köşelerini bazen gerçekçi, bazen de fantastik biçimde, özgün bir lirizm ve dışavurumculukla yansıtır. Sanatçı çok sevdiği Büyükada’da 9 Ağustos 1974 yılında arkasında dünyanın çeşitli kentlerinde açtığı on iki özel sergi ve kırk sekiz karma sergisiyle sayısız eser dolu sanat hayatını bırakarak yaşama veda eder. Aziz Nesin ise Aliye Berger’i şöyle tanımlamaktadır:

“En kötümser olduğunuz bir sabah evinizden çıktığınızda pembemsi çiçeklere durmuş bir ilkyaz dalı görünce, birden kötümserliğimizden kurtulup mutlulukla gülümseriz. Aliye Berger de bana, kış ortasında tomurcuklanıp çiçeklenmiş ve her zaman öyle kalmış bir ilkyaz dalı gibi gelirdi.”


Bu yazı medium.com’da yayınlanmıştır. Orijinali için tıklayınız. 

Düşüncelerinizi Paylaşın